Menü

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi?
Evet (%74,5)
Hayır (%20,7)
Kararsız (%4,71)

Toplam Oy: 212

Tüm Anketler

Takvim

« Ekim - 2021

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 3592895
 Sitede Aktif: 1
 Ip: 3.239.2.222
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 20
 Toplam Blog: 561
 Toplam Yorum: 28
 Toplam Resim: 6
 Toplam Mesaj: 16

Etiket Bulutu

15 Temmuz 2016 Cumâ Dirilişi adayname aile âile Akdeniz Üniversitesi akrostiş anı Antalya Antalya Palas aşık edebiyatı ÂŞIK EDEBİYATI BABA başbakan başkanlık Bedford, Araba sevdası Biyografi cami cemaat cemiyet chp cuma cumhurbaşkanı çocuk edebiyatı Çocuk Edebiyâtı ÇOCUK ŞİİRLERİ dede deneme DÎNÎ ŞİİRLER DİNİ-MİLLİ ŞİİRLER DÖRTLÜK edebiyat eleştiri eymür eymür köyü eymürname GÜZELLEME halk şiiri halk şiri HÂTIRA hâtıralar HAYAT HİKÂYESİ HECE HECE VEZNİ hiciv İMAM-HATİP PİLÂV GÜNLERİ işkence KADİR GECESİ KÂFİYE komşu ülkeler koşma köy yazıları köyname lüleburgaz MANİ Manzum Fıkralar mızrap NÂMELER Nasreddin Hoca NURİ KAHRAMAN okul edebiyatı ordu ordu hayat ordu hayat gazetesi ordu imam-hatip Palace Palas RAMAZAN RAMAZAN EDEBİYATI recep tayyip erdoğan siyâset şiir toplum türkiye ulubey Yalçın Yüksel Yeni Türkiye zulüm

Blog

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 1645
ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂNÂ..

BU AŞKIN SAÂDETİ YOK GÖKÇE SAVAŞ

ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂN…

“Siyasi görüşlerine katılır ya da katılmayız; bana göre  Hayat Gazetesinin bazı yazarlarının  köşe yazıları, diğer gazetelerdeki bazı  değerli yazar arkadaşlarımızınki gibi gerçekten de  okumaya değer nitelikteler…

            Hele içlerinde  Ayten Öztürk  diye bir hanımefendi var; onunla soyadı benzerliği dışında uzaktan ya da yakından her hangi bir akrabalığımın olduğunu sanmıyorum Üstelik, yazıları dışında, kendilerini  hiç tanımıyorum da... Bunu özellikle belirtmek isterim. Bana göre bu hanımefendi, köşe yazarlığının hakkını, bu meslekteki profesyoneller kadar  tam olarak veren  yazar…

.           Pek seyrek olarak  yazdığı yazıları, hem içerik olarak hem de  üslubu ve diğer edebi nitelikleriyle herkesin sıkılmadan  keyifle okuyabileceği bir kıvamda…

            Onun  başörtülü fotoğrafını gören bazı önyargılı kişiler, yazılarını okuduklarında;    toplumun her görüşteki kesimleriyle nasıl barışık, hoşgörülü, sosyal hayata ve sanata müspet bakan ve bu konuda oldukça bilgi birikimi olan bir hanımefendi olduğunu fark ettiklerinde sanırım,   önyargılarının kendilerini nasıl da  yanılttığını anlıyorlardır.

            Sayın Ayten Öztürk Hanımefendinin  aklımda kalan bir yazısında,  geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz  Çağdaş Eğitim Derneği Başkanı, eğitim meleği Türkan Saylan hakkındaki,  bazı dindar geçinen kişilerin aksine olumlu  ifadeleri bende ki , onun inançlı olduğu ancak asla  bağnaz olmadığı kanaatini daha da güçlendirdi…     

            Zaten daha önceki bir yazısında,  bir zamanlar Ordu sokaklarında sefalet içinde yaşayan kader kurbanı merhum “Deli Fatma”  hakkında şefkat ve merhamet yüklü  sözlerini okuduğumda da  dini inancını, Hz. Mevlana, İbrahim Hakkı, Yunus Emre ve    İslam’ın  diğer bilge kanaat önderlerinin  felsefi düşünceleriyle pekiştirmiş  olgunlukta bir hanımefendi olduğunu  fark etmiştim…”

Sn. Ali ÖZTÜRK sanırım, Ayten ÖZTÜRK Hanımefendi’nin, sosyal dejenerasyonumuzun nerede başladığına ve nerelere kadar gittiğine dikkat çektiğini söylediği  “Bir garip Oyun” adlı tiyatronun değerlendirilmesi sadedinde gazetemizdeki köşesinde yer alan İYİ SEYİRLER başlıklı yazısından esinlenerek kaleme almış sözlerini:

                “Kolaydır birbirimizi suçlamak, Oluşan suçun arkasındaki sebepleri ortaya çıkarmaya talip olmak önce cesaret, sonra emek ister. Süreklilik  ister, kararlılık ister. Bunlar da zor gelen şeylerdir nefsimize. Her gün yüzlerce suçlu üreten bir sistemde oldukça kolay ve yaygındır üstelik bu davranış şekli. Kimsenin birbirini anlamak gibi bir derdi olmaz bu alışılagelmişlik içerisinde çoğu zaman. Suçu daima “öteki” ne yükleriz.  

            Halbuki, bütün dertleri başımıza da bu tavrımız sarar. “Kul hakkı ile huzuruma gelme” mesajını sebepleri ve sonuçları ile algılayabilseydik eğer bugün bambaşka şeylerden söz ediyor olabilirdik. Bizi biz yapan değerler her dönem vakumlandı durdu içeriden ve dışarıdan. Ki bizim Türk ve İslam kültür zenginliğimiz yeterdi bize. Mevlana, Yunus Emre, Abdulkadir Geylani gibi tasavvuf büyüklerimiz, kanaat önderlerimiz vardı bizim. Hepsini çaldılar bizden ve  ortaya insanı sevmeyen, saymayan, hakkını hukukunu gözetmeyen, her sahada birbirini ötekileştiren bir kayıp  nesil çıkarttılar. Dedelerimizden babalarımıza, bize ve bizden de çocuklarımıza doğru her şeyi azaltarak, tüketerek  torunlarımızın çağına sarkıyoruz yavaş yavaş. Susturulan iç dinamiklerimize nefes vermeye, bizden çalınanları geri almaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. 

            Bir tiyatro eserinin düşündürdükleriydi yukarıda dile getirebildiğim şeyler. Bu nümayiş deryasından ben de kendi payıma düşeni aldım kabımın genişliği kadar.”

            Gerçekten, özellikle bizim gibi sağlam kültürel temelleri olan bir millete bu sevgisizlik, nefret, şiddet dalgaları hiç yakışmıyor. Biraz gayretle Cennet kılınacak sonuçlar, kaynağı belirsiz bir elin derin mârifetleriyle cinnetlere dönüşerek hayâtımızı belirsizlik ve tedirginliklerle dolduruyor.

Evet, Sn. Ali ÖZTÜRK’ün, Ayten ÖZTÜRK Hanımefendi’nin yukarki yazısının gazetemizin internet sitesindeki köşesinin altına düştüğü mesajda dediği gibi, gerçeği bir kavrayabilsek!

 

 Ali Öztürk

Tarih : 27.12.2009 18:30:10  

  Bir Kavrayabilsek ya...

Kayıtlı İp: 81.214.145.248


Yüce dinimizin temel felsefesini layıkıyla bir kavrayabilsek ya, işte o zaman kul hakkına saygılı olmayı, emaneti ehline vermeyi, adeletli davranmayı kendimize prensip edinip egomuzu frenlediğimizde içinde bulunduğumuz toplum da kendimiz de huzura ereriz. Sayın Ayten Hanımefendi, her yazınızı ilgiyle takip ediyor kendimce bir şeyler kapmaya çalışıyorum. Elinize, kaleminize sağlık

İki ÖZTÜRK’ü anladınız. Şimdi 3. kim diye merak ediyorsunuz; söyleyeyim: O da benim! Sülâle olarak aksi vârid, hattâ hiç söz konusu olmadığı ve de aklımızdan bile geçmediğine göre biz de öz be “ÖzTürk”üz! Târihî seyir ve misyonumuza, hattâ yer yer olumsuzluklara rağmen bugüne bile bakınca ve de –Allâh’ın izniyle- geleceğin iç ve dış olarak daha iyi; hayırlara motor, şerlere set olacağını hayâl ettikçe bu millete mensûbiyetten dolayı kıvançların en güzelini duyuyorum. Rabbim milletimize ve de devletimize zevâl vermesin. Özünü, sözünü, izini daha da güzelleştirip, önderliğini güçlendirsin…

Gelelim, üç ÖZTÜRK’ü, birbirleriyle teşrîk-i mesâîleri, hattâ tanışıklıkları olmadığı hâlde (bir) noktada buluşturarak Semâ halkasında döndüren, hepimizin ve de insan olan insanların ortak değeri olan (bir) MEVLÂN’ya! Onun da, “iç dinamiklerimize nefes verecek” bizleri tembellikten uzaklaştırıp, hak için ve de halk için,  daha çok hizmete ve dolayısıyla ibâdete, coşturarak koşturacak bir mesajını alalım:  

"En cömert kişi nefsini Allah yoluna verendir. Nefsin ibadet etmek istemez. Seni hep rahata, tembelliğe sevk eder. Allah'ın rahmetini, sonsuz merhametini sana farklı şekilde gösterir ve 'nasıl olsa seni affeder, yapmasan da olur gibi sözlerle cimriliğe, tembelliğe sevk eder. İşte cömert kişi ona denir ki; nefsi böyle dediği hâlde kulak asmaz, emirlere itaat eder."   

Bu günkü dertleşmemizin müsebbibi, yazar Sn. Ali ÖZTÜRK’e gazetemiz ve yazarlarıyla ilgili değerlendirmelerinden ve vesîle olduğu ilhamlardan dolayı tekrar teşekkürler. Kendisi, yazımızın başındaki sözlerini de aldığımız, 24.01.2010 târihli www.ordugazete.com’daki ORDU YEREL BASINI adlı yazısını şu paragrafla bitiriyor:

“Yazılarında, günlük olaylara yorum yapmaktan ziyade insanlığa yön verecek manevi düşünce,  görüş ve inançları işleyen Ayten Hanım ve onun  gibilerinin, daha nice yıllar  toplumu aydınlatacak değerli yazılarını okumak bizlere nasip olur, İnşallah !” 

            Biz de bu güzel temennî için “inşâllâh” diyor, bu gün köşemizin birbirleriyle hiç tanışmamış konukları olarak her iki ÖZTÜRK başta olmak üzere bizler, sizler olarak, tüm yazar ve okuyucularımıza MEVLÂN soluklu bir hayât seyri ve iyilik-güzelliklerle dolu bereketli ömürler diliyorum ves’selâm…

 

ORDU HAYAT GAZETESİ

15.03.2010

  # Yorum Yaz #

İsim :

Yorum :
(Max. 400 Karakter)

 
» Benzer 5 Konu
 Konu Başlığı Tarih Okunma
  - İŞTE SANA CENNETİN ANAHTARI 3/25/2012 2047
  ..GİDİYOR HÂTIRALAR... 3/26/2012 1386
  10 OCAKtan 12 EYLÜLe YÜRÜYENLER... 3/26/2012 1495
  17 YIL ÖNCE BU GÜN 3/26/2012 1607
  28İNDEN 22SİNE ŞUBAT DEFTERİ 3/25/2012 1571

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
POPÜLER MASONLAR ORDUDA (6131)
AKROSTİŞ YAZILARI (5019)
FOTOĞRAF-NÂME (4707)
EYMÜR-NÂME 1 (4199)
EYMÜR-NÂME 3 (4171)
EYMÜR-NÂME 2 (3979)
MODA-NÂME (3973)
Nûri KAHRAMAN (3614)
Bedford-nâme (3527)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (3514)
ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂNÂ.. (1)
CHP-NÂME (1)
GACAROĞLU AHMET EFENDİ (1876-1962) (1)
FOTOĞRAF-NÂME (4)
37 YIL ÖNCESİ, KÖYDE BU GÜN.. (1)
NASIL BİR İL BAŞKANI? (1)
ERKAN TEMİZ BEYİN TELEFONU (1)
BİZ DE İMAM-HATİPLİYİZ Sn. ADİL AKYURT (1)
MODA-NÂME (3)
AKROSTİŞ YAZILARI (4)
 

Www.GirdapTasarim.Com Tarafından Hazırlanmıştır...