Menü

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi?
Evet (%74,5)
Hayır (%20,7)
Kararsız (%4,71)

Toplam Oy: 212

Tüm Anketler

Takvim

« Ekim - 2021

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 3592946
 Sitede Aktif: 4
 Ip: 3.239.2.222
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 20
 Toplam Blog: 561
 Toplam Yorum: 28
 Toplam Resim: 6
 Toplam Mesaj: 16

Etiket Bulutu

15 Temmuz 2016 Cumâ Dirilişi adayname aile âile Akdeniz Üniversitesi akrostiş anı Antalya Antalya Palas aşık edebiyatı ÂŞIK EDEBİYATI BABA başbakan başkanlık Bedford, Araba sevdası Biyografi cami cemaat cemiyet chp cuma cumhurbaşkanı çocuk edebiyatı Çocuk Edebiyâtı ÇOCUK ŞİİRLERİ dede deneme DÎNÎ ŞİİRLER DİNİ-MİLLİ ŞİİRLER DÖRTLÜK edebiyat eleştiri eymür eymür köyü eymürname GÜZELLEME halk şiiri halk şiri HÂTIRA hâtıralar HAYAT HİKÂYESİ HECE HECE VEZNİ hiciv İMAM-HATİP PİLÂV GÜNLERİ işkence KADİR GECESİ KÂFİYE komşu ülkeler koşma köy yazıları köyname lüleburgaz MANİ Manzum Fıkralar mızrap NÂMELER Nasreddin Hoca NURİ KAHRAMAN okul edebiyatı ordu ordu hayat ordu hayat gazetesi ordu imam-hatip Palace Palas RAMAZAN RAMAZAN EDEBİYATI recep tayyip erdoğan siyâset şiir toplum türkiye ulubey Yalçın Yüksel Yeni Türkiye zulüm

Ümit Çiçekleri

Bu Kategoriye Ait Blogları Rss İle Takip Et
Eyl`09
12
HOCA'DAN FIKRALAR
Ümit Çiçekleri

Yorumlar(0)

HOCA’DAN FIKRALAR

 

 

BAKLAVA

 

Hoca’ya gelir biri

Koşarak iri iri

 

Der ki; “Hocam, baksana

Tam bir tepsi baklava

Gitmekte yola doğru

Kokusu da şâhâne!”

Hoca olmaz oralı

Ve, der: “Dostum, bana ne?”

 

Fakat, münâsebetsiz

Adam susmadı yine:

“Ama hocam, baklava

Gitmekte sizin eve!…”

Hoca, bu kez kızarak;

Der, “Öyleyse sana ne?...”

 

 

HİKMET

Gezmedeyken Hoca birgün

Yorgun düşüyor büsbütün

 

Görür kenarda bir ceviz

Ağaç ki, dibi tertemiz

 

Hemen oturdu oraya

Baktı şuraya, buraya

 

Dedi: “Rabbim, bu ne hikmet?

Meselâ, şu iki nîmet:

 

Küçük tefek,koca kabak

Cevize bak, ağaca bak

 

Olmalı ceviz tefekte

Kabak da asılı gökte…”

 

Derken, uyumuştu Hoca

Sırtını vermiş ağaca

 

Uykunun tam ortasında

İki kaşın arasında

 

Bir ufak ceviz parladı

Hoca birden afalladı

 

Söylendi kendikendine:

“Karışmak senin neyine?

 

Yüce Allâh uygun görmüş

Her şeye bir nizam vermiş

 

Her şey yerli yerindedir

İnceliği derindedir

 

Sâde, akılla bulunmaz

Hikmetten suâl olunmaz

 

Ya olsaydı kabak dalda

Ya tabutta ya da salda

 

Gitmedeydik şimdi nâçâr!”

Hoca dergâha el açar:

 

“Affet” der, “Beni Allâh’ım

Şimdi hatâmı anladım…”

 

KAVAK

Çocuklar yapar hesabı

Maksatları ayakkabı

 

Mûziplik yapmak isterler

Hoca’yı görünce, derler:

 

“Tırman, n’olur, şu kavağa

Doyamayız hiç bakmağa

 

Ne güzel olur kimbilir?

Ağaç dahî pek sevinir…”

 

“Peki” der Hoca’mız,lâkin

Çözer bağlarını ilkin

 

İşte, ağacın belinde

Fakat pabuçlar elinde

 

Çocuklar şaşırır birden

Seslenirler ona yerden:

 

Derler: “Niye pabuç elde?”

Kalmayınca “sonuç” elde

 

Hoca der ki: “Ey çocuklar

Belki ordan öte yol var

 

Belli olmaz dünyâ hâli

Bırakın gayrı hayâli!...”

 

 

İNMEK Mİ?

 

Hoca birgün eşekten

Düşüverince yere

Koşuştu yaramazlar

Ona gülmek üzere…

 

Katıldılar gülmekten

“Hoca düştü” diyerek

Altta kalır mı Hoca?

Dedi, gülümseyerek:

 

“İnecektim ben zâten

İnecektim çocuklar

Hadi gidin oradan

Bunda gülecek ne var?”

 

 

DÜDÜK

 

Hoca pazara giderken

Çocuklar çevirdi.. derken

 

Söylediler:”N’olur Hocam

Bize düdük getir akşam!”

 

Bir tânesi içlerinden

Ayrılıp geldi yerinden

 

Verdi Hocamıza para

Ve Hoca gitti pazara

 

Dönüyorken akşamüstü

Çocuklar yola üşüştü

 

Gördüler ki, bir-tek düdük

Ve sordular, büyük-küçük:

 

“Hani Hocam bizimkisi

Hiç olur mu sizinkisi?

 

O aldı düdük çalıyor

Bizler de bakakalıyor…”

 

Hoca dedi: “Hey ağalar

Para veren düdük çalar…”


Eyl`09
10
Ümit Çiçekleri
Ümit Çiçekleri

Yorumlar(0)

ÜMİT ÇİÇEKLERİ

 CAN ÇOCUKLAR

Işıl ışıl gözleriniz

Ne de şirin sözleriniz

Pırıl pırıl yüzleriniz

Can çocuklar… Can çocuklar…

 

Dilleriniz ne de tatlı

Duygularınız kanatlı

Hayâl göğünüz kaç katlı?

Can çocuklar… Can çocuklar…

 

Gülüşlerde güzelsiniz

Ağlayışta güzelsiniz

Hep güzel, hep güzelsiniz

Can çocuklar… Can çocuklar…

 

ÜMİT ÇİÇEKLERİ

Geleceğim yeşerir sizleri görürüm de

Geçer rûhumun mahzun baygınlığı

Taptâze bir umut olur gönlümde

Gözlerinizin aydınlığı

 

Ne olur, böyle hep sevecen

Dünyânızda hep sevgiler olsun

Davranışlarınız içten,gönülden

Düşmanlıklar unutulsun

 

Vermeyin fazla değer paraya pula

Kırmayın kâlbini insan oğlunun

Kullara kulluk yakışmaz kula

Ne ise doğru olan,arayın bulun

 

Allah göstermiş bize en güzel yolu

Elde Kur’an ışığı, onu izleyin

Rehberimiz de var;Peygâmberimiz

Hayâtınızdan yanlışları temizleyin

 

Birgün çekip gideceğiz biz

Bu cennet vatan size kalacak

Görevlerinizi bilirseniz

Her şey, elbet güzel olacak

 

Süsleyin gönlümüzü ey ümit çiçekleri

Süsleyin,manzaramız hep bahâr olsun

Kimlerin Hak için çarparsa yürekleri

Bahtiyâr olsun…  Bahtiyâr olsun…

 

KÜÇÜĞE SORULAR

 

Kim verdi gülen gözleri

Bilir misin mini çocuk?

O tatlı dil, o sözleri

Bilir misin mini çocuk?

 

Kıpır kıpır dudakları

Çiçek çiçek yanakları

Kim yürütür ayakları

Bilir misin mini çocuk?

 

Kıvır kıvır o saçları

Pamuk pamuk avuçları

Kim süslüyor ağaçları

Bilir misin mini çocuk?

 

Anne, baba, bacı, kardeş

Isıtan, ışıtan güneş

Bu nasıl tükenmez ateş

Bilir misin mini çocuk?

 

Toprakta ne mârifet bu

Her yan türlü nîmet dolu

Nasıl durur bulutta su

Bilir misin mini çocuk?

 

Aç kollarını sevgiye

Cennet verilsin hediye

Geldik dünyâya ne diye

Bilir misin mini çocuk?

 

“Kulluk” yapanlar seçilir

Sırat kolayca geçilir

Cennet’e böyle uçulur

Bilir misin mini çocuk?

 

Güzel giden güzel varır

Bahçeler, bağlar kotarır

Allah iyileri korur

Bilir misin mini çocuk?

 

Bilmem bana ne sözün var

Elbet oyunda gözün var

Git şimdi, sana izin var

Bilir misin mini çocuk?

 

 NOKTA

 

Nasıl ki, her noktayı

Varsa bir noktalayan

Olmaz mı hiç güneşi

Tam da yerine koyan?

 

Sen çevirirsin.. tamam

Elindeki çemberi

Ya, dünyâ nasıl döner

Tâ ilk gününden beri?

 

Akşam gideriz eve

Yemek verir annemiz

Ağaçlara kim verir

Meyveleri tertemiz?

 

Çizmişsin, âh negüzel

Şekiller defterine

“Yok” olur mu sanatkâr

Kâinât eserine?

 

Şu evrende sebepsiz

Bir zerre kımıldamaz

Şu sayısız varlıklar

Yaratansız olamaz…

 

Ne mutlu, bunu bilip

Allah’ı tanıyana

Kâlbinde pırıl pırıl

Duygular taşıyana…

  

ÇOCUKLAR

 

Duyguları ne güzel

Sanki bir ipek gibi

 

Dizilmişlerdir renk renk

Baharda çiçek gibi

 

Koşuşup duruyorlar

İşleri var pek gibi

 

Kanatları yayılmış

Yavru kelebek gibi

 

Al al olur yüzleri

Yakışır benek gibi

 

Her anları coşkulu

Sevinçli yürek gibi

 

Zıplayıp durmaktalar

Emeller yüksek gibi

 

İçlerinden geçen şey

Yansır bir dilek gibi

 

Günah nedir bilmezler

Mâsum bir çiçek gibi

 

Sözün özü, çocuklar

Huyda bir melek gibi

 

BEBEK

 

Mini bebek kundağında

Hayâtın mâsum çağında

Ağlamakta avaz avaz

Daha şimdiden yaramaz!

 

Cıvıl cıvıl beşiğinde

Çocukluğun eşiğinde

Sanki yerinde duramaz

Daha şimdiden yaramaz!

 

Ağlasa da bâzı bâzı

Yine de çekilir nazı

Olsa da ne çok yaramaz

Anne bakmadan duramaz!

 

YEĞENİM BEYZÂ

 

Bilseniz ne tatlı bir bebek

Yeğenim Beyzâ

Sanki

Evimize bahar getiren bir kelebek

Yeğenim Beyzâ…

 

Annesi;

“Ben sevince gülüyor

Bırakıyor mamayı,

Konuşursam, dinliyor.

Ağlıyor,

Yanından uzaklaşırsam” diyor

Görüyorsunuz ya

Neler… neler biliyor

Yeğenim Beyzâ!...

 

Ne kadar seviliyor bir bilseniz

Hiç elden düşmüyor desem, öyle

Günahsız,kara gözleri öyle güzel ki

Yumuk,pamuk elleri öylesine yumuşak

Böyle bir bebek gönüllere girse

Ne zarar yapacak!

Sevgiler sunuyoruz sana kucak kucak

Yeğenim Beyzâ…

 

Yüzünde mâsumluk benek benek

Bu hâliyle o,sanki bir melek

Dileriz sürsün bu ebediyete dek

Gönlümüzde dâimâ ak ak bir dilek

Yeğenim Beyzâ…

 

ANNE

-          Anneme –

Niye, bütün dertleri

Böyle,anneler çeker?

Bulutlanır gözleri

İnci inci yaş döker!

 

Bir inilti duysalar

İnilderler daha çok

Anne kâlbince hassas

Bir başka şey, daha yok!

 

Her canlının yüreği

Sanki onunla atar

Rüzgâr bizlere eser

Hastalık onu tutar!

 

Yüce Mevlâ Cennet’i

Ayaklarına sermiş

Bize acıdığından

Onlara şefkât vermiş!

 

Rûhumuza üflenen

Sevgi anneden gelir

Anneyi azîz tutan

Cemiyetler yükselir

 

Sevelim annemizi

Canımızdan daha çok

Önce Allâh,Peygâmber

Sonra o yâr;başka yok!...

 

 ANNEYE SEVGİ

 

Kaf dağından gül dersem

Onu anneme  versem

 

Taksa yakalarına

Bana gülüyor görsem

 

Onu aslâ kırmamak

Mutluluğuna ersem

 

Annedir bu, bu anne

Ancak güler;gülersem

 

Allâh’m sevmez beni

Ben anneme küsersem

 

Ya, nice olur hâlim?

Bir de kırar,üzersem!

 

Annesine kızıp da

“Öff” deyiveren sersem;

 

Yine yapar mı bunu?

Âyetleri söylersem!

 

Ancak sever Hak beni

Ben annemi seversem

 

Eder misin hakkını

Bana “Helâl et” dersem?

 

“Evet” desen gönülden

Ve, Cennet’te gül dersem!

 

Anneciğim n’olursun

Affet kusur edersem!

 

Gönülcüğün yanmaz mı

Ben ateşe gidersem?

 

N’olursun anneciğim

Affet kusur edersem!

 

BABA

 

“Baba” diye ağlamayız

Ama,onsuz olamayız

Onsuz evde ocak tütmez

Hayat tadı bulamayız

 

Kızar,belki döver bizi

Hakîkâtte över bizi

İnanın, çok sever bizi

Ama şimdi anlamayız!

 

Bir gün gelip de, gidince

Bütün yük bize binince

Düşünürüz ince ince

Ama, bulup soramayız!

  

BÜYÜK BABA

 

Fersiz gözleri arkada

Gitti büyükbabacığım

İstemezken bize vedâ

Etti büyükbabacığım

 

Devrilen bir direk gibi

Kanı donmuş yürek gibi

Kurumuş bir sürek gibi

Bitti büyükbabacığım…

 

SEVGİ-SAYGI

 

Siz ey sevgili çocuklar

Siz ey sevgi çiçekleri

Bir siz yumşatıyorsunuz

Katılaşmış yürekleri…

 

Sevgi boyanır gönüller

Anne güler, baba güler

Sizi ki ağlar gördüler

Hemen oynar bilekleri…

 

Sizler için çalışırlar

Meşakkâte alışırlar

Ne gerekirse taşırlar

Gülmenizdir dilekleri…

 

Gün gelmiş, bak büyümüşsün

Emeklemiş,yürümüşsün

Okula da gidermişsin

Unutma hâ emekleri!...

 

Sevgi-saygı ne güzel şey

Saygılıysan sayarlar, hey

Olunca yarın hanım,bey

Tak tavrına ipekleri!...

 

ÇOCUKLARA

 

Hayâ duygusuyla mahcûp

Bakışlarınız ne güzel

Kuşlar gibi cıvıl cıvıl

Akışlarınız ne güzel

 

Çember çember dönersiniz

Bir yanar bir sönersiniz

Sevgilere fenersiniz

Çakışlarınız ne güzel

 

Günâh yok,kâlbiniz temiz

Ne mutluluk bir bilseniz

Biz olup da bir görseniz

Nakışlarınız ne güzel

 

Dünyânızda pembe renkler

Çevrenizde kelebekler

Saçlarınıza çiçekler

Takışlarınız ne güzel

 

Dileğimiz vardır sizden

Ayrılmayın doğru izden

Besmeleyle evinizden

Çıkışlarınız ne güzel

 

Büyükleriniz der size

Dönün sonra evinize

Hak aşkını kâlbinize

Yakışlarınız ne güzel

 

BAHAR VE ÇOCUKLAR

 

Çiçekler açtı çocuklar

Bakın yapraklar yeşil yeşil

Güneş, daha sıcak şimdi;farkındaysanız

Eskisi gibi değil…

 

Kelebeklere bakın çocuklar

Benek benek kanatları

Rahat bırakın onları çocuklar

Olsun, neyse muratları…

 

Coşan sularla siz de çağlayın

Koşun kırlara kırlara

Tertemiz havalardan taşıyın

Nefesi tıkanırlara

 

Bu günleriniz en güzel çocuklar

Baharsınız; dünyânızda sâde çiçekler

Kim bilir…elinizdeki çemberler

Dünyâyı daha ne kadar döndürecekler?!...

 

FARK

 

En çok,

Çiçek ve Çocuk

Birbiriyle

Benzeşir…

 

Yalnız;

Biri,

Baharla gelir

Biri,

Bahar getirir!...

 

KÜÇÜK KIZ

 

Elinde yapma bebeği

           Bir küçük kız

           Bir küçük kız

 

Sevgi yüklü bir rüzgârdan

          Alıyor hız

          Alıyor hız

 

Dönüp duruyor, dilinde

           Ninni yalnız

           Ninni yalnız

 

Uyusunmuş, konuşmayı

           Bırakınız

           Bırakınız

 

Âh ne güzel, Âh ne güzel

           Bir bakınız

           Bir bakınız!

  

UYKUCUK

 

“Aydede

Neden her gece

Gelmiyor” diye

Sordu çocuk

 

Anne,dedi:

“Uyu yavrum

Onu da tutar

Uykucuk!”

 

Ve…

Daldı gitti rüyâlara

Aydedeye mi

Yolculuk?...

 

DUR GEMİCİK

 

Derede oynamak için

Yapmalıyım bir gemicik

Binen seyretsin çevreyi

Koymalıyım pencerecik

 

Anneciğim söyler misin?

Nerde bizim testerecik?

Deneyelim şansımızı

Deneyelim bir kerecik!

 

Bir-kaç tahta,bir-kaç çivi

İşte sana bir gemicik

Bırakınca çekti gitti

“Dur gemicik,dur gemicik!”

 

KÜÇÜK ÇOBAN

 

Koyunları kuzuları

Aldı bizim küçük çoban

Yaylanın mis çayırına

Saldı bizim küçük çoban

 

Dertli başı düşüncede

Uyumamış bu gece de

Meçhul, hangi bilmecede

Kaldı bizim küçük çoban

 

Annesi, hasta yatarmış

Küçük kardeşi ağlarmış

Babası yok, derdi varmış

Daldı bizim küçük çoban

 

Gözler yaşlı, boz-bulanık

Efkâr oldu sürü artık

Kavalını yanık yanık

Çaldı bizim küçük çoban!

 

KUŞLAR BİRİCİK

 

Dalda bir-kaç kuş

Arkadaş olmuş

         Öterler cik cik

         Öterler cik cik

 

Kutlar çiçekler

Kutlar böcekler

         Mutlu gelincik

         Mutlu gelincik

 

Hep bir olmuşlar

Alkış tutmuşlar

        “Kuşlar biricik

         Kuşlar biricik!”

 

ŞEKER ÇOCUK

 

Bilseniz âh, ne tatlıdır

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

Sanırsınız, kanatlıdır

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

 

Uzun çubuğu at bilmiş

Uçurtmayı kanat bilmiş

Kendini hep âzat bilmiş

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

 

Bâzen bir top,bâzen çember

Döndürdükçe, o da döner

Uçan kuşlara el eder

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

 

Elbet bir oyun kuracak

Oynayanları yoracak

Görseniz âh ne yumurcak!

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

 

Kim sevmez böyle çocuğu?

Çiçek yüzlü yavrucuğu!

Sanki Cennet tomurcuğu

Şeker Çocuk… Şeker Çocuk…

 

SALINCAK

 

Bahçeye salıncak kurduk

Sallandık sallandık durduk

Her yanımız yaprak çiçek

Güllere el sallıyorduk

 

Dilimizde şen türküler

Dünkülerle bugünküler

Şarkılar da döküldüler

Göğe yelken açıyorduk

 

Kuşlar dalda cıvıl cıvıl

Geçiyorlar başka fasıl

Bir görseniz bizi, nasıl

Mutluluktan uçuyorduk

 

Güneş çekti gitti gökten

Sabah gelecekmiş, erken

“Çabuk gel, çabuk gel” derken

Artık eve geçiyorduk…

 

UÇURTMALAR

 

Gökte yüzen uçurtmalar

Alın bizi yanınıza

Âh, ne güzel, baksanıza!

Uçurtmalar… Uçurtmalar…

 

Rüzgârı pek seversiniz

Arzunuza erersiniz

Yükselmek güzel dersiniz

Uçurtmalar… Uçurtmalar…

 

O yan, bu yan kaçarsınız

Çiçek çiçek açarsınız

Bize neş’e saçarsınız

Uçurtmalar… Uçurtmalar…

 

İncinirse bir yanınız

Kâlbim yanar,inanınız!

Bir müjde sanki adınız

Uçurtmalar… Uçurtmalar…

 

 

EVİMİZ

 

Kuşların yuvaları var

Bizlerin de evlerimiz

Ocak şefkâti olmasa

Güzel geçmez günlerimiz

 

Evimizin çevresinde

Çayır,çimen,ağaçlar var

Kuşlar öter,cıvıldaşır

Sabahtan akşama kadar

 

Dumanlar çıkar bacadan

Yükselir tâ nerelere

Dört mevsim ayrı manzara

Getirir bize pencere

 

Çiçek,yaprak,meyve ve kar

Hepsinin başka tadı var

Sarar-sarmalar üşürsek

Evde anne kanadı var

 

Annem, babam, kardeşlerim

Çok mutluyuz yuvamızda

Allah’tan huzur dileriz

Her namaz,her duâmızda…

 

 

ÇOCUKLUĞUM

 

Bana, uzak bir diyârdan

Bakar gibi çocukluğum

Hasretlere tutuşturur

Yakar gibi çocukluğum

 

Baba ocağında huzur

Artmıyor hiç bize umur

Anne gözünde yaş olur

Akar gibi çocukluğum

 

O tad şimdi hüner olmuş

Ne gelir, ne döner olmuş

Kaf dağında fener olmuş

Çakar gibi çocukluğum…

 

 

ÇOCUKLARLA

 

Çocuklar.. beni hep unutuyorsunuz

Ben de aranızda olmak istiyorum

Farkında değilsiniz.. gönlüm hep sizlerle

Ben de koşuyorum, ben de gizleniyorum

 

Aldırmasam kimseye, geliversem apansız

Köşe kapmaca’yı birlik oynasak

Daha nice oyunlar.. mendil kapmaca..

Akşam olmasa hiç ve yorulmasak…

 

O, mâvi günler, pembe geceler

Kapı arkalarına gizlendiğimiz

Kış geceleri odayı ısıtan bilmeceler

Kardan adamlarla eriyen günlerimiz…

 

Her birimiz bir yerde; ben ve kardeşlerim

Biz uzağız şimdi,çocuklarımız uzak

Değil nedense şimdi dünyâmız

O, kış günleri kadar sıcak!...

 

Şehre giderdi babam her sabah

Akşam yollarda kalırdı gözlerimiz

Neydi çarşı ekmeğindeki o tılsım bilmem

Daha kapıdayken yarışırdı ellerimiz…

 

O saf, o temiz, o duru günler

Şimdi görüyorum sizlerin olmuş

O anlar, farkında değildik bunların

Zaman, meğer akıp gidiyormuş…

 

Siz, tutun ellerimden çocuklar

Kuşatın çevremi; ben, ortada “Ali Dayı”

Sonra, çocukluğumuz bitmesin diye

Karar alıp, durduralım dünyâyı!...

 

Söylediğim şaka çocuklar; dünyâ durmaz

Fakat siz, oyunda unutmayın beni!

Dünyâ denen topaç ne kadar eskise de

Her sabah taptâzedir, her sabah yeni!...

 

 

GÜZEL ÇOCUK

 

Gözlerinden pırıltılar

Eksilmesin güzel çocuk

Hayâl dünyândan martılar

Eksilmesin güzel çocuk

 

Yanakların tomur tomur

Girmez hiç rüyâna umur

Yolundan ebedî huzur

Eksilmesin güzel çocuk

 

Sen, gelecek; sen, bir umut

Bahar getirecek bulut

Dileklerini iyi tut

Eksilmesin güzel çocuk!...

 

AĞLAMA ÇOCUK

        - Nazlı Yeğenime -

Bahçemizin çiçeğisin

Ağlama n’olur gül çocuk

Gönlümüzün dileğisin

Ağlama n’olur gül çocuk

 

Sen ağlarsan, her şey ağlar

Ağaçlar saçların yolar

Gönüllere hüzün dolar

Ağlama n’olur gül çocuk

 

Güzel gözler puslanmasın

Yanakların ıslanmasın

Mesut gönlümüz yanmasın

Ağlama n’olur gül çocuk

 

 

HANGİSİ DAHA ÇİÇEK?

,Küçücük bir çocuk, o yan bu yan

Koşuyor ağaçlar arasından

Bir elinde çantası

Bir elinde rengârenk

Pembesinden

Alından

Sarısından

Bir gönül dolusu çiçek

Herhâlde

Öğretmenine verecek

Bir, çiçeklere bakacak öğretmen

Bir de öğrenciye;

Ve,

Soracak ister-istemez:

“Hangisi daha çiçek?” diye…

 

TATİL DÖNÜŞÜ

Canım öğrencilerim

Sizleri çok özledim

Hepinizi

Her birerlerinizi

Tatil dolduramıyor yerinizi!

 

Beni üzmüş de olsanız

Yaramazlıklarınız

Olduysa da bile

Zaman zaman dizboyu

 

Hep andım sizleri

Gözümde tüttünüz

Tatildeyken

Köyümdeyken bile, sanki

Hep benimleydiniz…

 

Canım öğrencilerim benim

Sizleri çok özledim…

 

 

MERAK

Anneciğim

Bir şöyle bak

Bembeyaz her taraf

Değil mi?

 

Öyle de

Anneciğim

Söyler misin, neden

Kışa

“Kara kış!”

Diyorlar?...

 

 KAR

 

Âh, ne güzel; pamuk pamuk

Gökten, gökten bu yağan ne?

Topla n’olur ondan biraz

Soframıza getir anne…

 

Âh, ne güzel; beyaz beyaz

Şu damları boyayan ne?

Al da n’olur ondan biraz

Evciğimi boya anne…

 

“O kardır, olmaz” diyorsun

“Erir de, kalmaz” diyorsun

“İçeri gelmez” diyorsun

Biz gidelim ona anne…

 

SERÇE KUŞ

 

A serçe kuş

A serçe kuş

 

Niye böyle

Dala konmuş

Tiril tiril

Titremekte

 

Kimi, neyi

Beklemekte?

Tipi rûha

İşlemekte

 

O, karnı aç

Ben yemekte

Elden bir şey

Gelmemekte

 

Çıkıversem

Kaçar mı hâ?

Kar-kış demez

Uçar mı hâ?

 

Görür-görmez

Kanatlandı

Hayret.. Nasıl

Da, canlandı!...

 

Süzüldü kar

Arasından

Haberli mi

Anasından?

 

Kimbilir, kim

Nereyedir?

Ya dağa

Ya, dereyedir

 

Gönül ister

Git, bul, yedir

Bilmezsin ki

Nerededir?!

 

Âh serçe kuş

Vâh serçe kuş…

 

 

 

SORULAR

 

Hergün güneşin doğduğunu

Her zaman aydınlık

Her zaman daha bir güzel

Yolumuzu aydınlattığını

Biliyor muyuz?...bunca ışığa,bunca ısıya

Yeşeren yaprağa, açan çiçeğe

Bereketli yağmurlara

Pamuk pamuk karlara

Teşekkür ediyor muyuz?..

 

Kuşlar dallarda

Rüzgâr yollarda

Ve sular çağlayanlarda

Şarkılar söyler:

İçli, sâde, duru şarkılar

Dinliyor muyuz?...

 

Bir saka kuşu, bir serçe

Bir daldan öbürüne atlarken

Ya da bir kelebek uçarken

Kâlbimizin sevgiyle atışlarını

Duyuyor muyuz?...

 

Bunca olan-bitenden ey dost

Bunca olan-bitenden

Allâh’a yo buluyor muyuz?...

  

KÜÇÜĞÜN DUÂSI

 

Açtık minik ellerimiz

Sana sana ey Allâh’ım

Ver aşkını hepimize

Kana kana ey Allâh’ım

 

Koktuk çiçeği mest olduk

Namaz olduk abdest olduk

Yeşil dallarla dost olduk

Kona kona ey Allâh’ım

 

Güllerden isteriz dermek

Buket buket sana vermek

Öteye de bahçe kurmak

Suna suna ey Allâh’ım

 

Doğru yoldan geçmeyi ver

Îman ile göçmeyi ver

Sıratlarda uçmayı ver

Cana cana ey Allâh’ım

 

Kâlpler aşkınla korlaşsın

Sesler lütfunla gürleşsin

Diller zikrinle nurlaşsın

Döne döne ey Allâh’ım

 

Açtık minik ellerimiz

Sana sana ey Allâh’ım

Ver aşkını hepimize

Kana kana ey Allâh’ım

 

 

BİRGÜN

 

Güzel çocuk.. Güzel çocuk

Gönüldesin boncuk boncuk

 

Varlıkları tanır mısın?

Güneşi kıskanır mısın?

 

Tüm evrene ışık saçar

Isı verir güller açar

 

Bilir misin Aydede’yi?

Aydınlatır ya geceyi..

 

Ya yıldızlar çiçek çiçek

Sabah nereye gidecek?

 

Horoz öter: “Kukurikû!”

Yakışır mı artık uyku?

 

Kalkmalı diyorlar erken

Seher yelleri eserken

 

Uçar yuvadan anne kuş

Gelir birazdan, yem bulmuş

 

Yavru bunu ne bilecek

Ama, birgün öğrenecek..

 

Güzel çocuk.. Güzel çocuk..

Gönüldesin boncuk boncuk…

 

 

 

HAYÂL DEĞİL

    -Kardeşim Fâtih’e-

 

Birgün gerçek olur, birgün

Dinlediğin masal, çocuk

Duyduğundan,gördüğünden

Yeter ki sen, hız al çocuk…

 

 

Uçurtmalar uçsun, bırak

İpi kopsun, kaçsın, bırak

Kaf dağını geçsin, bırak

Yırtınma, orda kal çocuk

 

Bırak küsmeyi tâlihe

Selâmlar yolla târihe

Gün, yine doğar Fâtih’e

Deme sakın,hayâl, çocuk…

 

 

DÖRTLÜKLER 

 

 ANNECİĞİM

Sen öğrettin hep bana

Bu dünyâda “neci”yim

Helâl et haklarını

Helâl et anneciğim!...

  

ANNE

Anne.. dirilten ses gibi

Hayat veren nefes gibi

Candır bize, candır anne

Anne değil, herkes gibi!... 

 

ÖZET

Kâlp çalışır, “tık, tık” eder

Birgün gelir, “hık, mık” eder

Kesinleşince karârı

Canımıza “çık,çık” eder!...

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Toplam 2 Blog, 1 Sayfada Gösterilmektedir.
[1]

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
POPÜLER MASONLAR ORDUDA (6131)
AKROSTİŞ YAZILARI (5020)
FOTOĞRAF-NÂME (4708)
EYMÜR-NÂME 1 (4199)
EYMÜR-NÂME 3 (4171)
EYMÜR-NÂME 2 (3979)
MODA-NÂME (3973)
Nûri KAHRAMAN (3614)
Bedford-nâme (3527)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (3515)
ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂNÂ.. (1)
CHP-NÂME (1)
GACAROĞLU AHMET EFENDİ (1876-1962) (1)
FOTOĞRAF-NÂME (4)
37 YIL ÖNCESİ, KÖYDE BU GÜN.. (1)
NASIL BİR İL BAŞKANI? (1)
ERKAN TEMİZ BEYİN TELEFONU (1)
BİZ DE İMAM-HATİPLİYİZ Sn. ADİL AKYURT (1)
MODA-NÂME (3)
AKROSTİŞ YAZILARI (4)
 

Www.GirdapTasarim.Com Tarafından Hazırlanmıştır...