Menü

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi?
Evet (%74,5)
Hayır (%20,7)
Kararsız (%4,71)

Toplam Oy: 212

Tüm Anketler

Takvim

« Ekim - 2021

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 3592838
 Sitede Aktif: 2
 Ip: 3.239.2.222
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 20
 Toplam Blog: 561
 Toplam Yorum: 28
 Toplam Resim: 6
 Toplam Mesaj: 16

Etiket Bulutu

15 Temmuz 2016 Cumâ Dirilişi adayname aile âile Akdeniz Üniversitesi akrostiş anı Antalya Antalya Palas aşık edebiyatı ÂŞIK EDEBİYATI BABA başbakan başkanlık Bedford, Araba sevdası Biyografi cami cemaat cemiyet chp cuma cumhurbaşkanı çocuk edebiyatı Çocuk Edebiyâtı ÇOCUK ŞİİRLERİ dede deneme DÎNÎ ŞİİRLER DİNİ-MİLLİ ŞİİRLER DÖRTLÜK edebiyat eleştiri eymür eymür köyü eymürname GÜZELLEME halk şiiri halk şiri HÂTIRA hâtıralar HAYAT HİKÂYESİ HECE HECE VEZNİ hiciv İMAM-HATİP PİLÂV GÜNLERİ işkence KADİR GECESİ KÂFİYE komşu ülkeler koşma köy yazıları köyname lüleburgaz MANİ Manzum Fıkralar mızrap NÂMELER Nasreddin Hoca NURİ KAHRAMAN okul edebiyatı ordu ordu hayat ordu hayat gazetesi ordu imam-hatip Palace Palas RAMAZAN RAMAZAN EDEBİYATI recep tayyip erdoğan siyâset şiir toplum türkiye ulubey Yalçın Yüksel Yeni Türkiye zulüm

SİYÂSET-NÂME

Bu Kategoriye Ait Blogları Rss İle Takip Et
Tem`16
26
15 TEMMUZ DESTANI
SİYÂSET-NÂME

Yorumlar(0)

15 TEMMUZ DESTANI

Yeni bir İstiklâl Harbi yaşadık

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

Malazgirt rûhuyla coştuk, çağladık

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Alparslan’ın emâneti bu cennet

Hâinler, son defâ getirdi cinnet

İşini kendisi hâlletti Millet;

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Şaka-maka derken, büyük hâdise

Bakın her gün gelen şu havâdise

Ülkenin her yanı cephe nerdeyse

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Ne nâletmiş, FETOŞ şeytanı meğer

Yakacakmış bizi, başarsa eğer

Bu millet her türlü takdîre değer

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Sözde kâinat imamı bu adam

İşbirlikçi, Mason Meşrik-i Âzam

Plân tutmadı, olsa da muazzam

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Elele localar, sahte hocalar

İmkânları geniş, aklı kocalar!

Milleti görünce hepsi bocalar;

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Sökmez bu millete; tank, top, üst akıl

Hak için baş koyar, kalsa da tekil

Mazlûma ses oldu, ümmete vekil

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Şâdetti rûhunu Abdülhamîd’in

Açtı yollarını şevkin, ümîdin

Son örneği oldu Feth-i Mübîn’in

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Tüm dünyâya nizam verdi kaç asır

Canlar fedâ etti, olmadı esir

Mevlâ, ni’mel’Mevlâ ve ni’men’Nasîr

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

İrfanı olanlar fehm’eder, anlar

Bir işâret; o an doldu meydanlar

O gece çok uzun geçti zamanlar

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Tankları durdurduk, çemberi yardık

Cevherin yeniden farkına vardık

Hem geçmiş, hem geleceği kurtardık

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Şehitler verildi, yaralılar var

Bu yolda ölenler daha bahtiyâr

Sonunda Rasûlün komşuluğu var

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Çok şükür, ey millet; bu zafer senin

Bu destanlar kârı değil kimsenin

Duyuldu yeniden dünyâda sesin

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Kudüs’ün, Kâbe’nin, İslâmiyet’in

Yegâne ümîdi, insâniyetin

Kıyâmete kadar, kutsal nöbetin

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Ne mutlu sana, kutlu milletsin

şmana şiddetli, dosta rahmetsin

Bu şâir bey, seni nasıl medh’etsin?

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Çünkü kifâyetsiz, kelime, kelâm

Velâkin; özetle şudur ki meram;

Dünyâ mecbur kaldı durmaya selâm

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Memnundur senden Hz. Peygâmber

Ebûbekir, Osman, Hazreti Ömer

Aliyyül’Mürtezâ; Kerrâr u Hayder

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Anana, babana, ceddine rahmet

Sağol falan deme, etme hiç zahmet

Mevlâ da râzı senden, mutlakâ, elbet

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Söyle, ey  Salâhaddin-i Eyyûbî

Var mı, Allâh için bu millet gibi?

Haçlıların yine bozgun nasîbi;

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Allâh bu millete zevâl vermesin

Maddî, ne mânevî kıtlık görmesin

Bir diriliş bu; kim, ne derse desin

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Dünyânın düzeni; kaos, bilmece

Üstü hep yükseltme, altı silmece

Uyuyan dev, uyanmıştı o gece

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Yolun açık olsun, ey aziz millet

En sevmediğin şey, esâret, zillet

O gece duâdaydı, tümüyle ümmet

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Nûrânî çok mutlu, ilhâm almaktan

Böyle bir millete mensup olmaktan

Türk isanı başka ne ister Hak’tan?

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Bir mîlattı târihinde milletin

Meyvesini tattık aşkın vahdetin

Yakaladık tılsımını izzetin

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Sağı-solu, iktidar, hem muhâlefet

Birlikten-dirlikten doğdu bereket

Kurtuldu çok şükür aziz memleket

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Elvedâ dostlarım, sözler bitmiyor

İhânet tablosu gözden gitmiyor

Feryâtları anlatmaya yetmiyor

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Selâm olsun lider Recep Tayyib’e

Ne mutlu millete, bak şu nasîbe!

En güzel hediye sundu Habîb’e;

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Şâir kopamıyor, görüyorsunuz

Sonsuz ilhamları veriyorsunuz

Reis Bey dedi; ne duruyorsunuz?

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

İşte o an koptu büyük velvele

Millet meydan meydan dönüştü sele

Durduramaz dünyâ verse elele

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…

 

Dostlar! Sözün özü;  düşmanlar azdı

Millet irfanıyla tuzağı sezdi

Ânında, yeniden bir destan yazdı

Bir Cumâ akşamı, 15 Temmuz’da…


Temmuz 2016

Kas`15
6
SİYÂSET-NÂME
SİYÂSET-NÂME

Yorumlar(0)

NEŞTER-NÂME

Nasıl sevmeyeyim ben bu milleti?

Hem lütfu güzeldir, hem kahrı güzel!

Ceddinin hayrına vurur neşteri;

Hem devâsı güzel, hem zehri güzel!..

 

Bir bakarsın, birden çatar kaşını!

Efkârlar almıştır çünkü başını!

Dem gelir, gediğe koyar taşını;

Istanpası güzel, hem mührü güzel!

 

Naz yapar, caz yapar, söyler sözünü;

Budaktan sakınmaz, ölse, gözünü!

Öylesine bağlamıştır özünü;

Hakîkâtle akdi, hem mehri güzel!

 

İşte 1 Kasım’da kasdı kısrağı

Yakın etti uzaktaki, ırağı!...

Yeniden parladı ümit çerağı

Gönlündeki mâhı, hem mihri güzel!

 

Sandıklara gitti, vakur, alenî;

Patlattı sessizce, hadsiz balonu!

Diriltti gerçeği, yıktı yalanı;

Kararı, takdîri; hem seyri güzel!

 

Aslında uysaldır, faslında kükrer!

Mazlumlar sevinir, zâlimler ürker!

Târihe de en çok, yakışan Türkler;

Tevâzuu güzel, hem fahrı güzel!...

 

İster doğuya git, ister batıya;

Dünyâ mahkum; zâlimlere, kötüye!

Kim lâyıktır; liderliğe, çatıya?

Var mı milletimden bir gayrı güzel?! 

 

Yürü dere-tepe, gez adım adım;

Bu toprak kimseyi bırakmaz yetim!

Eşsizdir milletim, hem memleketim;

Yerleri, gökleri; hem bahri güzel!

 

Coğrafyası yahşi, başta bir defâ;

Lâkin, iç kavgalar çektirir cefâ!

Gösterdiği sürece ecdâda vefâ;

Devirleri güzel, hem dehri güzel!

 

Doğusu, batısı; taşrâ illeri…

Renkleri, ırkları; cümle dilleri!

Dağları, taşları, tüm sâhilleri;

Deresi, çayları; hem nehri güzel!

 

Yaylası, köyleri, mahalleleri;

Tarlası, mezrâsı, nâhiyeleri;

Kışlası, kışlığı, sayfiyeleri;

Kasabası güzel, hem şehri güzel!

 

Çok belli değil mi Hakk’ın yardımı?

Mevlâ korumakta güzel yurdumu!

Çok şükür; gözler, bu günü gördü mü?

Hayâli, gerçeği; hem sihri güzel!...

 

Büyülensek de, gün, vakar günüdür;

Geleceğe kefil, örnek dünüdür!

Vicdânı simgesi, mertlik ünüdür;

Kereminin sırrı; hem cehri güzel!...

  

Nûrânî, sâdece elini değil;

Ayağını da öp, önünde eğil!

Bu millet, Hak katında nusrete ehil;

Nitekim; öncesi, hem ahrı güzel?!...

          Yeni Akit,  14 Kasım 2015

DEVLET-NÂME

 

Kahırla gittiğin o gurbetlerden

Dönüp de bir daha gelecek misin?

Bin pişman, yıkılmış hâlleri görüp

Lütfedip bizlere gülecek misin?

 

Yaptığımız hatâ, belki bir cilve

Bedeli çok ağır, balyozdan sille

Bekliyoruz mahzun, mahcup gönülle

Kanlı göz yaşını silecek misin?

 

Anladık ki, sensiz günler bir serap

Sabahlar ümitsiz, akşamlar harap

Dünyâ bir değirmen, sevdâ bir dolap

Canlara, can suyu olacak mısın?

 

Bilmeyiz feryâtlar duyulur mu hiç?

Arîza işleme koyulur mu hiç?

Yaralı gönül, tam; sayılır mı hiç?

Hasret gerçeğini bilecek misin?

 

Sürgünlerde Saîdleri, Nursîsi

İdamlıktır Âtıfları, Mursîsi

Her ülkeye bir Firavun, bir Sisi

Gelip hükmü ele alacak mısın?

 

Dünyâ sanki Yahûdî’nin arsası

İsrâil’e gider kaymak parsası

Hiç hayra alâmet değil susması

Artık avâzeyi salacak mısın?

 

Burası Antalya, karşısı Mısır

Yüz yüze bakmak yok, geçti kaç asır

Gâvurlar egemen, müslüman esir

Böyle hep apışıp kalacak mısın?

 

Nûrânî muzdarip, dili duâda

İnsanlık inliyor, mazlum arada

Cezâyir’de, Filistin’de, Libya’da

Nağmeleri tekrar çalacak mısın?

 

Öte yanda Sûriye’si, Bosna’sı

Lâkin, kâlplerde hep, birlik sevdası

Çünkü olan, Hak’la bâtıl kavgası

Ey hayâl, gerçeği bulacak mısın?

 

Bugün her yerlerde mücâdele bu

Şer güçler vahdete kurmuşlar pusu

Eceline fayda etmez korkusu

Ey Millet, gafleti silecek misin?

 

Artık ön saflara geçme zamânı

Akla, karaları seçme zamânı

Birlikle, devlete göçme zamânı

Sen de, burada yer, alacak mısın?

 

Selâm olsun halkımıza, millete

Önderlik ettiği aziz ümmete

Her tercihin adım olsun cennete

Bunu, yola ilke, kılacak mısın?

 

Muhabbet çok güzel, ayrılması zor

Söz sözü açıyor, dert söyletiyor

Dostlar, gayrı, bu kadarı yetiyor;

Bilmem, aradığın bulacak mısın?

 

                              30 Mayıs 2015

 

 

 

NİZAM-NÂME

Yanıyor her taraf, içte hem dışta

Ateşler gün gelir söner mi bilmem?

Atlarını alıp giden yiğitler;

Târih sahnesine döner mi bilmem?

 

"Özgürlük, eşitlik!" şimdiki diller

Lâkin bir yandan da yanıyor iller

Uygarlık tellalı, gerçek kâtiller

Kan içmeye bir gün kanar mı bilmem?

 

Batı “hoş görü, hoş görü!” diyeli

Estirir bir yandan  dâim sam yeli

Mazlumlar kavrulur, savrulur külü

Var ise, kanları donar mı bilmem?!

 

İnsanlar kesilir, doğranır çocuk

Zehirdir, yavruya verdiği boncuk!

Ölümlerden, ölümlere yolculuk;

Mezarlar hep yola kenar mı bilmem?

 

Dünyâ düzenleri temelden köksüz

Canlara kıyılır; yersiz, gereksiz

Anneler, nineler, bacılar öksüz

Göz yaşları bir gün diner mi bilmem?

 

Hep bir perişanlık, bizim tarafta;

Destanlar tozlanıp sararmış rafta

Kavgasız, nizâsız geçmiyor hafta

Kendi kendisini kınar mı bilmem?

 

Eller ona vurur, o kardeşine!

Bilmez gittiğini, neyin peşine?

Çeker çileleri boşu boşuna;

Gerçeği görmeyi dener mi bilmem?

 

Bahçeler hep viran, dertli bülbüller

Çehreler buz kesmiş, açmıyor güller

Hem gözler ağlıyor, hem de gönüller

Her akan çeşmeler pınar mı bilmem?

 

Dünyâ yalan deriz, her şeyler fâni

Yine de yanlışı yaparız yâni!

Neyleriz ya, ölüm gelince âni?

Dostlar, işlerimiz hüner mi bilmem?

 

Caddede, sokakta ne âdab, erkan!

Ayakkabı, elbise; kimliğin "marka"n!

Îtibâr edilmez, yok ise arkan!

Adâletsiz toplum onar mı bilmem?

 

Bir özlem var, alttan alta gelişen

Bir duruş var, olanlarla çelişen

Eller görüyorum, düş de buluşan

Yoksa ufuktaki çınar mı bilmem?

 

Evet belki, belki; belki de öyle

Neyin nesi şimdi bu hayâl böyle?

Yangınlar üstünden aşar da şöyle

Kuşlar dallarına konar mı bilmem?

 

Konulur da hep dallarına bir

Gölgesinde bir araya gelinir

Yeniden şöyle, baş başa verilir

Eski günlerini anar mı bilmem?

 

Bu böyle olacak, başka çâre yok

Çünkü, ayrılıktan gayrı yâre yok

Dirlik için, birliksiz emâre yok

İstikbâl tez elden sunar mı bilmem?

 

Nûrânî, dert belli, çâre âşikâr

Gönüllerde tevhid, elde zülfikâr

Nizâm-ı Âlemdir; bu ülkü, tekrar

Gelir de içlere siner mi bilmem?

 

Değil umûrunda kimsenin gibi

Görünmeden birebir, zilletin dibi

Lûtfedip de her şeylerin Sâhibi

Tarafından rahmet iner mi bilmem?

 

Rahmet-i Rahmân’dan ümîdimiz çok

O dilemedikçe zâten zafer yok

Çınarlar altında hem aç, hem de tok

Pınar hasretleri diner mi bilmem?

 

Nasîp et bizlere, tekrar ilâhî

Yaşasın izzeti ümmet bir dahî

Bilsin "i'lâ-yı kelimetullâh"ı

Neslimiz bu aşkla yanar mı bilmem?

 

 02 Mayıs 2015

 

AK-PARTİ NAĞMESİ...

 

Bizim bildiğimiz Ak-Parti var ya;

Ber-dâvâdır dostlar; bî-dâvâ değil…!

Çileden, sabırdan, sıkıntılardan

Devşirildi geldi, bedâvâ değil!...…

 

Bedeller ödendi, hem ağırından

Ne köründen hayır, ne sağırından

Ne de dönemlerin hiç uğurundan

“Darbeler, tekmeler;” “merhab┠değil!..

 

Ne millete selâm, ne halka sabah

Hem de şeytanları konuşmak günâh!

Lâkin, hışımlardan korudu Allâh

Bu lütuf, sebepsiz; mutlakâ değil!

 

Şehitler, gâziler, âlpler diyârı

Âlem’e, Nizâm’la vermiş ayarı

Cihana kol-kanat germiş çınarı

Bu yurtlar sıradan bir yuva değil…

 

İyiyiz, etrafa bakınca; şükür

Ümit rüzgârları hep püfür püfür

Dört taraf, beş koldan hücumda küfür

Olsa da; bir kâbus, bir belâ değil…

 

Bin yıl ötelerden geliyor çizgi

Bu dâvâ milletin alnına yazgı

“"Hak Yol İslâm"” dâim çağlayan ezgi

Modası geçecek bir gayda değil!...

 

Selçuklu, Osmanlı; sonra kıyâmet!

Cumhûriyet derken, doğdu Selâmet;

Menderes başlangıç, Özal alâmet,

Ak-Parti son ama, bir vedâ değil!...

 

Gel gör ki siyâset oldukça ciddî

Onunla hizmetin sınırsız haddi

Hem mânevî yönden, hemi de maddî

Gerçek bir emânet; mâsivâ değil…

 

Parti milletindir, olmaz tekeli

Göz dikmiş gibidir, kurdu-çakalı

Gerçi Nûrânî’nin yoktur sakalı

Lâkin dedikleri gargara değil!

 

Aday adayları çıktı kantara

Gırla gider dedi-kodu, yaygara

Namzetler çok, ne yapsın şu Ankara?

Emânet çok ağır; iş şaka değil…

 

Dikkât edilmeli öze-kabuğa

Tercih olmamalı özden kopuğa

Nasır var mı? Bir bakmalı, topuğa!

Bu iş bir fantezi, mâcerâ değil!

 

Dolu dolu olsun partinin içi

Boşa ağartmadı millet bu saçı

Kimileri, içinde saklıyor haçı

Böylesi kimseye hiç devâ değil!

 

Bunca emek gitmemeli ucuza

Aldanılmamalı edâya poza

İş nâzikleşip de binince koz’a

Anlarsın, ondaki Hak sevdâ değil…

 

Aldananlar aldanmıştır, neylersin

İntibâhı için duâ eylersin

Sen, kendi kendine çalıp söylersin

Çünkü, hoş gelecek bir sadâ değil…

 

Şimdilik yok gibi alternatifi

Bu yüzden kimisi bozmaz istifi

Al gülüm-ver gülüm sürer taltifi

Ölçüyse; “kaş kara, göz elâ!” değil…

 

Nûrânî, içlenme böyle fazla, çok

Gayrı, o dediğin havalardan yok

Şimdi sırtlar pektir, hem karınlar tok

Sözler, dertsizlere bir devâ değil!

 

Yüce Rabbim hayr’eylesin encâmı

Hüznü dahî güzel, kederi, gâmı

Memleketin ulvî her tür hengâmı

Bizimkisi tespit, bir şekvâ değil…

 

İnşâllâh faydası olur dâvâya

Emekler, hayâller gitmez havaya

Eller kalksın, kâlpler dursun duâya

“Etsem mi, etmesem mi acabâ?” değil!

 

Selâm Ak-Parti’ye, tüm partilere

Götürecek her kim; hep artılara

Ağırlık katacak, hem tartılara;

Yoksa kimse lâfa müptelâ değil…

 

Hey Nûrânî yeter; yeter be artık!

Lâftan gınâ geldi, sözden bunaldık!

Nasihatsa gâye, epeyce aldık;

Bu kadar fazlası hiç revâ değil!…

 

26 Mart 2015

LLB Hür Fikir Gazetesi

 

AHMED DAVUDOĞLU

HAYIRLI OLSUN...

 
Müjdeler ülkeme, arza, dünyâya;
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
Bahtların cemresi düşmüş Konya’ya
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Yeni Türkiye’ye yeni Başbakan;
Tüm cihâna örnek, ülkeye bakan
Onu teklif etti, yerine BAŞKAN;
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Kongrede seçildi, şeksiz, firesiz
Tam isâbet; yeri sağlam, sırasız
Durmak yoktur, Yola Devam; arasız
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Büyük Usta, Baş komutan ilerde
Birlik-berâberlik rûhu her yerde
Devâ olacaklar inşâllâh derde
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Bir ilim adamı; üstün akılca
Hitabeti güzel, kitabı bolca
Erbakan’dan sonra 2. Hoca
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Siyâsette uzman, hem de her dalda
Gidecek halkının açtığı yolda
Gözü yok mansıpta, parada-pulda
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Sempatik, bilgili, hem de vakarlı
Düşmanıdır her ne varsa zararlı
Çıtayı hep yükseltmeye kararlı
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Yorulmak nedir? Hiç, bilmez diyorlar;
Üstüne çalışkan, olmaz diyorlar!
Hedefi geriye kalmaz diyorlar,
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Adamış kendini yurda hizmete
Her hâliyle lâyık hubba hürmete
Nezih insan, ihtimâl yok töhmete
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Hayâtıyla, çizgisiyle, hep bizden
Gidiyor milletin gittiği izden
Tüm coğrafya sevmektedir bu yüzden
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Balkanlardan Kafkaslar’a, Yemen’e
Yeni cemre düştü çayır-çemene
Ümitliyiz, mahal yoktur gümâna
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Yeni sîmâ, yepyeni bir heyecan
Yüzü barış, yüzü sevgi, yüzü can,
Yeni dünyâ, yeni ülke, yeni kan
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun…
 
Yekvücut gerektir onun şahsında
Birlik kaçınılmaz dirlik bahsinde
Siyâsete es geç gönül faslında
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun
 
Nûrânî sizlere arz eyler merâm
Böyle bir insanı sevmemek haram
Özetin özeti; KÜÇÜK DEV ADAM
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun!...
 
Hayâlde, ülküde bitmiyor kelâm;
Millet-memlekete, cihâna selâm!
Büyük Coğrafyaya, KÜÇÜK DEV ADAM;
Ahmed Davudoğlu hayırlı olsun!...
 
 
 CHP-NÂME

Türkiye’nin ilk partisi

Cumhûriyet Halk Partisi

Tapu parti; mülk partisi

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Ata armağanı parti

İsmet heyecânı parti

Cumhûrun cânânı parti

Cumhûriyet Halk Partisi

 

İşgâllerden istiklâle

Bir yeni soluk Hilâl’e

Ümit oldu istikbâle

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Düşman mağlûp garpta, şarkta

Pâdişâhlar katafalkta

Tüm idâre artık halkta

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Yeni ülke yeni düzen

Kimmiş vatandaşı üzen?

Yok artık ezilen, ezen

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Köylü halkın efendisi

Yöneten de tâ kendisi

Şehirdeki serendi(!)si

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Serbest Fırka’yı doğurdu

Demokrasiyi yoğurdu

Halk! Halk! diyerek bağırdı

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Halkı halka halkaladı

Memleketi çalkaladı

Her ne varsa ırgaladı

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Cumhûra rağmen, erkekçe!

Ezanlar okuttu, Türkçe!

Dünyâda tek örnek; tekçe

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Radyoda yasak, müziği

Mozart dinle, ye peziği!

Partilerin en nâziği!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Demokrat Parti’nin eli

Açık etti başta keli

Ne yapmalı, ne etmeli

Cumhûriyet Halk Partisi?

 

Millet koştu adamına

Uyarak yol-yordamına

Lâkin bırakmaz yanına

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Formül buldu, gâyet hızlı

“Reyler açık, tasnif gizli!”

Hokus-fokuslu, cambazlı

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Hîlesi işe yaradı

Yerine geldi murâdı

Hep, halk-dışı yol aradı

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Geldi devire devire

Geçti devirden devire

Vurdu evire çevire

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Lâkin, 50’de sökmedi

Millet, “söz milletin” dedi

Kârı kediye yükledi

Cumhûriyet Halk Partisi

 

ElliDört, ElliYedi’de

Yine kaldılar geride

Boş durur mu hiç beride

Cumhûriyet Halk Partisi?

 

Ne kadar istersen bağır

Halk Partisi halka sağır

En iyisi asker çağır

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Hazmedemedi sonucu

Nerde süngülerin ucu?

Sanki, çok oy savaş suçu!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Mâlum, YirmiYedi Mayıs

Hava ağır, herkes sus-pus

İpe, konuş; millete, sus!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Darağacı, sehpa, urgan

CHP’den korksun korkan

“Var mı” der, “bize yan bakan?”

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Derken Adâlet, Selâmet

Türkeş’le geldi Hareket

Şaşırdı; bu ne bereket!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Yenildikçe, bahâneler

Daha neler, daha neler

Hep darbeler, hep darbeler

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Karambolden Karaoğlan

Önden geç, arkadan dolan

Biraz da böyle oyalan

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Kara oğlan, beyaz umut

Yerde şiir, gökte bulut

Dünü unut, yeni yol tut

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Olanak ve olasılık

Benzin var mı alasılık

İktidarda kalasılık

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Gereksinimler, örgütler

Nerden çıktı bu Turgut’lar?

Bitmeyecek mi gel-gitler;

Cumhûriyet Halk Partisi?

 

O da uçtu güvercinle

Oklar kaldı inle-cinle

Hep kendin çal, kendin dinle

Cumhûriyet Halk Partisi

 

İkinci İnönü; Erdal

Okları tartamaz her dal

Haydi eyvallâh; esen kal

Cumhûriyet Halk Partisi

 

AltıOk yâdigâr bize

Âkıbet düştü Deniz’e

Kıymetini bilsenize!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Yenilse de Başpehlivan

Var mı onun gibi civân?

O bir yana, millet bi yan!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Deniz varken “kara” olmaz

Deniz’siz Ankara olmaz!

Onunla madara(!) olmaz

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Deniz’de lâf Deniz gibi

Çalkar  Karadeniz gibi

Ne başı, ne sonu, dibi

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Bilen yok hiç, ondan başka

Gelmesin hele bir aşka

“Tek parti” kalsaydı keşke!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Alsan bile yüzde doksan

Geçmez, listesinde yoksan

Der ki, bizsiz her şey noksan

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Cümle kânunlar geçersiz

Çoğunluklar hep değersiz

Siz neymişsiniz; meğer siz;

Cumhûriyet Halk Partisi?

 

Nasreddin Hoca misâli

Değişmiyor yaşı, hâli!

İnatta, inat kemâli

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Tüm dünyâ değişse bile

Yanlışına katmaz hîle!

Halka, çile oğlu çile;

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Nene Hâtun’u unuttu

Latîfe’yi boş’a tuttu

Bin yıllık örfü uyuttu!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Başörtüsü, Türban-Mürban

AltıOk’a etti kurban

Halkın olmadığı kervan

Cumhûriyet Halk Partisi?

 

Onun, dâim germek işi

Böyle ister, “görmek işi!”

Muhâlefetin tek(!) dişi;

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Leylâ Mecnûn hikâyesi

Sehpa ile Demokrasi

Îdam ile diplomasi

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Artık sevmiyor meclisi

Umûdun yeni adresi:

Anayasa Mahkemesi!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

CHP, Deniz’le “deniz!”

Boğulur düşen, teknesiz

Bir gerçeğimiz, şüphesiz!

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Tartışmalar, fikir cengi

Partiler, dengine dengi

Demokrasinin bir rengi

Cumhûriyet Halk Partisi

 

Derler ki sabreden derviş

Elbet murâdına ermiş

Rabbim bir imtihan vermiş:

Cumhûriyet Halk Partisi!

 

Bu dünyâ bir devr-idâim

Her şey zıddı ile kâim

Tıynetince gider dâim

Cumhûriyet Halk Partisi!

 

Nûrânî der; bu bir kader

Mutlak olur; Allâh, ne der

Böyle gelmiş, böyle gider:

Cumhûriyet Halk Partisi!..

 

ORDU HAYAT GAZETESİ

17.02.2008

ÇAĞRI

 

Bu dâvâ yücedir, aksiyon ister

Gâyenin şu’runa erenler gelsin

Cemiyet sefih; madde çukuru

Nefsin zincirin kıranlar gelsin

 

Dünyâ karanlık; istersen fecir

Bu yolda ölmeyi aklından geçir

Şehâdet bizlere ne güzel ecir

İçini Hak aşkı saranlar gelsin

 

“Ben neyim?” deme; sen bir nefersin

Bu yola baş koyar, boyun kesersin

Gün olur küffâra sefer edersin

Cenge âmâde yârânlar  gelsin

 

Biz bir milletiz; mensûb-u dîniz

Çağ açıp kapayan şanlı târihiz

Ezelden ebede Hakk’a tâlibiz

Rasûlün izinde olanlar gelsin

 

Çağ bozuk dostlar; budur sözümüz

Niye bu tembellik; bağlı gözümüz?!

Hâlâ mı rahatı yeğler özümüz?

Cihâda meftûn ihvânlar gelsin

 

Dâvâ disiplindir; ciddiyet ister

Bu yol birlik ister, uhuvvet ister

Candan ve maldan ferâgat ister

Kâlbi Allâh Allâh diye vuranlar gelsin

 

“Nerde bizimkiler?” der kabîlinden

Bir sadâ geliyor târih ilinden

Elbet birgün… birgün diye kâlbinden

O yüce ülkeyi kuranlar gelsin…

 

 1978


Kas`15
5
SİYÂSET-NÂME
SİYÂSET-NÂME

Yorumlar(0)

 

 SALAKÎ-NÂME

 

Bu nasıl bir dünyâ, nasıl insanlık?

Sınır tanımadan saldırıyorlar!

Hem gûyâ, İslâm devleti adına

Dindaşı ortadan kaldırıyorlar!

 

Kardeş olacakken, kâtili olmuş!

Kendine, nice bir gerekçe bulmuş?

Kimlere aldanmış, nereden dolmuş?

Kucaklayacakken öldürüyorlar!

 

Füzeler, bombalar yağıyor gökten

Ele fırsat geçen yıkıyor kökten

Kulları biçerken; korkmuyor Hak’tan

Saçları-başları yolduruyorlar!...

 

Hangi akıl, kabul eder bunları?

Hedef aldıkları kendi canları!

Bilmez mi, nerenin çalar çanları?

Kendi güllerini solduruyorlar!

 

Şu Ortadoğu’da nice beyinsiz

Halka böyle, acımasız, tekinsiz

Revâ gördüğünü yapmaz bir dinsiz

Haritalarını sildiriyorlar!...

 

Hangi dîne sığar, neyin etiği?

Gözünü kırpmadan çeker tetiği

Kardeşlerin kanı, ekmek katığı!

İçtikçe daha bir çıldırıyorlar!...

 

Bütün garazları kardeşlerine

İş kalmıyor düşman askerlerine

Ne ad koyacaklar zaferlerine?

Küffâra tam tamlar çaldırıyorlar!

 

Kim nâmına, niçin, cümle bu işler?

Kimlerin başına, atılan taşlar?

Kimlere hizmet ediyor düşler?

Elâlemi bize güldürüyorlar!

 

Taraflar çok, lâkin hepsi Müslüman;

Ölenler Hüseyin, öldüren Hasan!

Ne olur bu kadar nâdân olmasan?!

Zâlimleri gülmekten öldürüyorlar!

 

Orada, burada; her yerde kıs kıs

Harekâtta cevvâl, akılda nâkıs

Bizler kan verdikçe canlanır nâkus

Canı her çektikçe dolduruyorlar!...

 

Geçtiği yerleri yakıp-yıkarken

Feryatlara salıp ciğer yakarken

Elde kesik baş gururla bakarken

Kimlere sadâkat bildiriyorlar?...

 

Alevî-Sünnîdir, yok Îran, Tûran

Günün kahramanı; kardeşe vuran!

Garba yaltaklanıp, doğuyu yoran:

Birlik diyenleri yıldırıyorlar!...

 

Selefî, halefî; hepsi salakî!

Vahdet düşlemeyen yollar âfâkî

Serseri gidişler besler nifâkı

Ne saza, ne söze aldırıyorlar!...

 

Dostlar, manzaradan utanıyorum!

Bir onmaz yarayım; hep kanıyorum!

Kaç asırlar geçti; usanıyorum…

Göz göre göre, hep, böldürüyorlar!

 

Nûrânî, olanlar bizde ilk değil

Osmanlı gidince kalmadı ehil

Batıdan dersliler, kendine câhil

Her şeyi oryantâl kıldırıyorlar!

 

Bunda da bir hikmet var mıdır acep?

Olanlar çok açık; fikre ne hâcet?!

Osman değil belki, ama bir Recep?!

İnsanı hayâle daldırıyorlar!...

 

Yine de mecburuz ümitvârlığa

Îmânı olanlar düşmez darlığa

Zorlamakla böyle,  bahtiyârlığa

Belki giden  yolu bulduruyorlar!...

 

Dâim duâ eder, böyle bekleriz;

Hislenir, hislenir; fikre ekleriz;

Derler, çalkanmadan durulmaz deniz;

Ümit deryâsına daldırıyorlar!...

 

17 Hazîran 2014 

 

GEZİ-NÂME

 

Nifak virüsleri girmiş kanlara

Hükümet tanınmaz, devlet tanınmaz

Uymasa da şereflere şanlara

Çiğnenir töreler, millet tanınmaz…

 

Gezi deyip çıkar, sonra park olur

Vardığı yer "dönek" olur, çark olur

Derin bağlantılar hemen fark olur

İzzet unutulur, zillet tanınmaz…

 

Bunların bir de 1 Mayısları var

Sürerler meydana seyisleri var

Global tımarlı deyyusları var

Satılmış hâine izzet tanınmaz!

 

Pis zevkler uğruna her şey târümâr

Vatan üzerine oynarlar kumar

Gâyesiz gürûhtan kimler, ne umar?

Kutsala zerrece kıymet tanınmaz…

 

Aziz millet mâcerâya sürülür

Geleceği ateşlere verilir

Lider olmak, niye abes görülür?

Mâzî unutulur, kuvvet tanınmaz…

 

Koşmaktalar acep neyin peşinde?

Farkında mı suyu, kimin aşında?

Vicdan olmaz azgınların döşünde

Emeğe saygı yok, himmet tanınmaz…

 

Yıllar yılı yakmışlardır her şeyi

Dinlemeden çalışanı, kimseyi

Yıkmışlardır kıyıları, köşeyi

Ne hak-hukuk, ne merhamet tanınmaz…

 

Hem, alay ederler dinle-îmanla

Pırlantayı karıştırır samanla

Değişirler mi ki acep zamanla?

Edep-erkân, saygı-hürmet tanınmaz…

 

Hiç düşünmez yaptığının sonunu;

Vurmak-kırmak, hangi aklın kânunu?

Bu, değil mi kesmek kendi önünü?

Dost-düşman bilinmez, mürtet tanınmaz…

 

Taşıdığın su, hangi değirmene?

Gâvur hep öğütür, gelmez îmâna

Gönüller râzı mı bu yapılana?

İnsaf denen şey yok, medet tanınmaz…

 

Sanmayın, bu şâir söyler boş yere

Bu günlere geldik boş vere vere

Öyleyse göz yumma göz göre göre

Yoksa ne yurt, ne memleket tanınmaz!

 

Şükür, başımızda “baş” olanlar var

Gözü yaş, duruşu “taş” olanlar var

Göğsü siper, bağrı “döş” olanlar var

Duâ olmayınca rahmet tanınmaz!

 

Allâh’ım yardım et sevenlerine

Yalnız seni tanıyıp, övenlerine

Lâyık kıl, mazlûmun güvenlerine

Her şey hep bozulur, ümmet tanınmaz!

 

Nûrânî, düşmanda tuzak bitmiyor;

Yaklaş babam yaklaş, uzak bitmiyor!

Yağ yakıp-döküyor, kızak bitmiyor

Ne düşmanlık, ne muhabbet tanınmaz!

 

Rabbim âgâh kılsın, basîret versin

Başlar, her nerdeyse fitneyi görsün

Ümmet-i Muhammed felâha ersin

Yoksa bize hakk-ı hayat tanınmaz!

 

30 Nîsan 2014

 

TAYYİP ORDUSU

20’de 20’lik, TAYYİP ORDUSU;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

El ele, tek yürek hizmet coşkusu;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Aklından geçmezken, halk birdenbire;

Topyekûn kavuştu Büyük Şehir’e...

Artık, heyecanla; izler habire!

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

BÜYÜK ORDU, Büyük Başkan ENVER Bey;

ALTINORDU, gümüş ordu; hepsi heyy!

Değil hiç de, bu kadarı olur şey;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

ENGİN Bey’im ses vermekte merkezden

TEKİN TAŞ’tır; destek almış herkesten

Hizmet aşkı tütmekte, her nefesten;

Orduma yurduma hayırlı olsun…  

 

AKKUŞ dedi; reis, İSA DEMİRCİ!  

Ergüder Bey DSP’den taburcu!

Argan Yayla çiçek; hem burcu burcu!

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

ÇAYBAŞI’nda İSMET Beyim YANIK’tır,

ÎS GÜL’e MESÛDİYE tanıktır...

Makamlar-mevkîler, canlar konuktur;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

AYBASTI’da İZZET ile GÜNDOĞAR

ULUBEY’i, ÎS TÜRKCAN kovalar

GÜLYALI ŞEN; TÂLİP Beyler buradalar!

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

KEMÂL ile, BAHTİYAR’dır PERŞEMBE

ÇAMAŞ teslim ALAHİTTİN GİDER’e

ÇATALPINAR; cansuyu=AHMET TÜRE

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

İlçemle Gülyalı, Perşembe üçlü;

Ulubey bir civan, kestâne saçlı;

Merkezle iç içe; hepsi de güçlü:

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

GÖLKÖY’de yeniden ALİ KEMAL MERT:

İstihdam artıyor, azalıyor dert;

Muhabbette sıcak, iş deyince sert!

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

 

FATSA 3. Kez ANLAYAN dedi,

“HÜSEYİN, hizmette çağlayan” dedi,

“Câmi, hem cemevi sağlayan” dedi;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Yokuşdibi, Çambaşı’ndan KABADÜZ

Gayretlerle yükselişi görünüz,

YENER KAYA denilince durunuz;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

KABATAŞ emânet YAKUP YILMAZ’a

KORGAN’ın vebâli TUNCAY KİRAZ’a

Artık mahal yoktur; “Az dur, biraz”a

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

YENER YALÇINKAYA, GÜRGENTEPE’nin

ÇAMYAR oldu 2. AHMED’i ÜNYE’nin

Elmas, pırlanta; ne derseniz deyin;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

İki büyük merkez; Fatsa’yla Ünye,

Ayrı-gayrı yoktur, Ordu’dur künye!

Bütün ilçelere hep aynı gönye;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Günan Murat HATİPOĞLU, KUMRU’lu

İKİZCE’de BAHRİ SÖĞÜT duygulu

Kimse değil riyâsetten kuşkulu

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Hepsi birer TAYYİP, olduğu yerde:

Devâ olacaklar, düşmeden derde;

20’ye 20’den güzeli nerde?

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Doğrusu, hasretti; beklenmekteydi

Ümitler ümîde eklenmekteydi

Demek ki bu güne saklanmaktaydı;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Senelerdir kalmışlardı yollarda;

Şimdi zirvedeler, bayrak ellerde:

Mazbatalar çiçek, mevsim güllerde;

Orduma yurduma hayırlı olsun…

 

Âşık Nûrânî’yim; sözüm dobraca:

Bu havayı bozmayalım; çok ricâ!

Şükr'edelim; hem bol duâ, ayrıca:

Orduma yurduma hayırlı olsun…

(7 Nîsan 2014) 

 

NE DEMELİ?

Memleketi gerim gerim

Gerenlere ne demeli?

Sinsi sinsi ateşlere

Verenlere ne demeli?

 

Sokak sokak, cadde cadde

Satır satır, madde madde

Fitne-fesatta son hadde

Erenlere ne demeli?

 

Felâket kültürü zengin

Bir kaşık sulardan, engin

Ufak kıvılcımdan yangın

Derenlere ne demeli?

 

Ateşe benzin dökene

Kapı-bacayı sökene

Nifak tohumu ekene

Serenlere ne demeli?

 

Kardeşlik, komşuluk bilmez

İyilik etsen de gülmez

Kendisini aslâ ölmez

Görenlere ne demeli?

 

Sorumsuza, kedersize

Edepsize, hem arsıza

Meymenetsiz, çıparsıza

Tiranlara ne demeli?

 

Adı “gezi”, derdi tozu

Kime veriyorlar kozu?

Düşmana mesajdır pozu;

Duranlara ne demeli?

 

Ele âlet olanlara

Çıkar, fayda bulanlara

Mutlu, esen kalanlara

Hayranlara ne demeli?

 

Ne çok uğraşsan, boşuna

Gitmez hâinin hoşuna

Nâdanların yokuşuna

Saranlara ne demeli?

 

Rabbim yardım etsin bize

Düştük dipsiz bir denize

Tuzağını ülkemize

Kuranlara ne demeli?

 

Nûrânî eyler feryâdı

Bu kimin, kime tokadı?

Yapılanın nedir adı?

Vuranlara ne demeli?

 

Otuz mart en iyi fırsat

Cevâbı yüzüne fırlat

Millet bilmektedir, evlât

Nobranlara ne demeli?

orduca.com 17 Mart 2014  

ZULÜM-NÂME

Böylesine zulümler işleyenlere

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

Vatandaşsız  yönetim düşleyenlere

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

İnsanoğlu şeytanı solladı yine

İnsafı olmayanın îman nesine

Kulak tıkamak moda, feryat sesine!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

ESED, ASLAN demek, ismiyle müsemmâ

Yalnız kendi halkına, burda muammâ!

İsrail’e, lâf bile diyemez ammâ!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Adı da, soyadı da tanıdık, yerli

Sâhibinin sesidir; hem kerli, ferli

Bir ölüm makinesi; keser dönerli

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Hâfız Esed’in oğlu, Firavun dölü

Kendileri sefâda, ülke kan gölü

İnsanları hayâlet, gerçekte ölü

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Çokları çelik çocuk,  tam iki bin can

Bu nasıl insanlık, bu nasıl vicdan?

Canavarlar utanır görseler inan

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Ahvâli ifâdede dil âciz kalır

Göz yaşını teşbihte sel âciz kalır

İş Allâh’a kalmıştır; kul âciz kalır

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Gâvur gâvura yapmaz bu yapılanı

Bu nasıl bir iş böyle, kimin plânı?

Olanlar akıl dışı, vahşet îlânı

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

O körpe bebeklere nasıl kıyılır?

Tetiğe basılırken neler duyulur?

Böylesi hangi dinde insan sayılır?

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Ne dînine uyar, ne milliyetine

Çekmiştir cinsine cibilliyetine

En güzel örnek ‘esfele sâfilîn’e

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

 Akıllar uçup  gitmiş, dönmüş şaşkına

Ne yaptığının varamıyor farkına

Tiynetini eklemiş, batı çarkına

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Hâlık’ın dünyâsını halka dar eder

Bir gün zulüm yapmasa, bunu ar eder

Memleketini düşman, eli yâr eder!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

SİSİ olsun, ve yâhut  ESED; hepsi  bir

Zulm’ile ölüm kusar, cinâyet bilir

Nemrutların elinden başka ne gelir?!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Âh çağdaş dünyâ söyle, nerelerdesin?

Mesâide değilsin, tâtillerdesin!

Orta çağlara doğru gezmelerdesin!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Gelir gibi olsan da, derdin hep “çıkar!”

Durumdan, “ vazîfe” değil, rant çıkar

Olan olduktan sonra gelsen ne çıkar?

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

“Gaz”ı veren de sensin, belki; mutlakâ

Çünkü, senden habersiz yapamaz aslâ!

Lâkin, zulümde önde sana kıyasla;

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Vahşetlere seyirci bir dünyâdayız

İlkesiz, hem kuralsız bir kavgadayız

İnsanlığın öldüğü zor çağlardayız

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Katmerli zâlim desek azdır sizlere

Nedir çektirdiğiniz böyle bizlere?

Sözüm, içimizdeki beyinsizlere!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Osmanlı yetimleri, garip öksüzler

Onlar gidince başa geçti köksüzler

Halkına yiğit, düşmana yüreksizler

Gâvur desek gâvura hakâret olur!

 

Hey Nûrânî, yıllardır çalar-söylersin

Hep dertler üzerinden gönül eylersin!

Devran böyle, manzara budur; neylersin!

Gâvur desek gâvura hakâret olur!...

 


Kas`15
5
MÎLAT-NÂME
SİYÂSET-NÂME

Yorumlar(0)

MÎLAT-NÂME

 

10 Ağustos bir mîlattır;

Yeni Türkiye Merhabâ…

Hiç olmamış icraattır;

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Ezelinden beri bir ilk

Liderini seçti bu halk

Haykır; hem de ayağa kalk!

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Başkanını buldu cumhur

Millet için büyük gurur

Olursa bu kadar olur

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Ulusal sağ, Ekmeleddin

Ulusal sol; Selahattin

Ortak akıl Tayyibüd’din

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Heyecanımız dorukta

Bu târihî yolculukta

Ümitler sonsuz ufukta

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Tüm coğrafya hülyâlarda

Olsa da hep kavgalarda

Baş köşede, duâlarda;

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

İnsanlığın ihtiyâcı:

Nifak gitsin, bitsin acı

Bütün mazlumlar duâcı

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Özellikle dost ülkeler

Çiğneniyor tüm ilkeler

Çözülmeli tüm halkalar

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Beklentimiz istikrarda

Kalmalıyız bir kararda

Çözümler gelsin ard’arda

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Gayrı, içerde son nokta

Yarış bitti, nizâ yokta

Artık birlikle atakta

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Kenetlenmeli liderde

Kalınmamalı kederde

Buluştuk, eski kaderde

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Senlik-benlik dursun şurda

Can gelsin vatana, yurda

Sabr’edelim bu uğurda

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Dövüş-kavgayı keselim

Bağrımıza taş basalım

Böyle söyler akl-ı selim

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Çatal kazık yere batmaz

Muhabbetsiz sevdâ tütmez

Sevenler ihânet etmez

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Nûrânî’nin derdi çoktur

Gamsıza nazarı yoktur

Boş lâflar ülkeye yüktür

Yeni Türkiye Merhabâ…

 

Selâm olsun tüm dünyâya

Ülkem kalkıyor ayağa

İnşâllâh hayırlı ola;

Yeni Türkiye Merhaba

 

Ordu HÜRSES Gazetesi

9 Ağustos 2014

 


Eki`15
23
TERCİH-NÂME
SİYÂSET-NÂME

Yorumlar(0)

SÜREÇ-NÂME

Söylemek gerekirse doğrudan, harbî;

Yaşananlar bir nevî kurtuluş harbi!...

 

Kurtulmak sömürgen ittifaklardan;

Kurtulmak, fitne, fesat ve nifaklardan! 

 

Çok abartılı falan, demeyin lütfen!

Bunu söylemekteyiz gerçeğe atfen!...

 

Bir yanda muhâlefet; topu-tüfeği!

Terör hırlamakta, kimin köpeği?

 

Muhâlefetten öte, muhâlifler var;

Millete, vatanını etmek ister dar!

 

Kimi partiler, medya, vermiş el ele;

Bunlar gitsin de, kim gelirse gele!?

 

Sanki dış güçlerin bir karakolu;

Açmak istiyorlar onlara yolu!

 

Hareket ederler kimin emriyle?

Düşmanlar güç bulur zîrâ eliyle?!

 

Nerede görülmüş teröre destek?

Mücâdele eden devlete köstek!?

 

Dünyânın her yerinde teröre karşı;

Tüm partiler bir olur, titretir arşı!

 

Siyâsette muhâlefet olur elbette!

Lâkin, teröre karşı herkes nöbette!

 

Bizde ise oy uğruna omuz omuza

Hem çakala destek, hem de domuza!

 

Ülkemizde durum neden çok farklı?

Nifak politikası nereden çarklı?

 

Derin dalga şeklinde dıştan hem içten

Gazel okuyanlar arttı hâriçten!

 

ABD’si, İsrâil’i, Alman’ı;

İngiliz'i, Rus’u, hem de İran’ı…

 

İçimiz-dışımız kirli ittifak;

Buna karşı direnmeliyiz mutlak!

 

İşte 1 Kasım, bu anlamda önemli;

Oylarımız olsun; “uğurlu-kademli!”

 

Bir iktidar olsun, güçlü, muktedir;

Bir oyumuz ve duâ; elden ne gelir?!

 

Yeniden sesimizi duyurmak için;

Emir almak değil, buyurmak için:

 

Hadi ey millet, gazân mübârek olsun!

Aziz yurdum yeniden izzeti bulsun!

 

Yâ Allâh, Bismillâh, Allâhüekber!

Ey Aziz Millet haydi kendini göster!

 

 28 Ekim 2015

Ordu Vizyon Gazetesi

 

TERCİH-NÂME

 

Her tercih bir dünyâ; hem de âhiret!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

Burnunun doğrusu, değil mârifet!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Bir düşün, belki de düşüncen yanlış!

Aklın bu fikirleri nereden almış?

Sağdaki hayırdan sola ne kalmış?!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Yâni, sağduyu esas; önce bir defâ!

Târihe, coğrafyaya, ümmete vefâ!

Solduyu batıdır; zevk ile safâ!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Sağdan başlamaksa bir işe esas

Etmelidir bunu her şeye kıyas

Hayırlara evet, şerlere makas!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Yaptığın tercihler, millet adına!

Daha da ötesi; ümmet adına!

Ne gün ereceğiz vahdet tadına?!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Her şey bildiğinden daha ötesi

Ehl-i küfrün, aslâ bitmez kotası

Bu millet Haçlı’ya Hakk’ın sopası

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Bundan dolayıdır küfrün şiddeti

İç-dış piyonların hırsı, hiddeti

İnşâllâh forslarının bitti müddeti

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Bizi bölmek isteyen niyetleri gör

Terörle verdirilen diyetleri gör

Hâin cinsleri, cibilliyetleri gör!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Hınçları, milletin dik durmasından

Destursuzlara tok vurmasından

Başına buyrukça iş kurmasından

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

1 Kasım, gerçekten kritik seçim;

Değildir mesele, sâdece geçim!

Senaryolar ganî, şer biçim biçim!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Tercihi yalnızca mîdeden yapma

Onu da düşün elbet; özden de sapma!

Hizmeti takdir et, inada tapma;

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

3 Kasım’dan 1 Kasım’a efsâne

Millet tercihini yaptı merdâne

Yepyeni Türkiye çıktı meydâne

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Olmasın dönüşü bu güzel yolun;

Aldanma süsüne sağın, ne solun!

Şahlansın yeniden tez Anadolu’n;

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Destek ver ülkenin terakkîsine

Aldırma densizin telâkkîsine

Takılma dinsizin kerrâkîsine

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Nûrânî nâçizâne bir kardeşiniz;

Şer ateşinizdir der, nur güneşiniz!

Geçmişiniz gibi olsun peşiniz!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Bin yıllık şerefe lâyık olalım

Diyâr-ı küffâra fâyık olalım

Ecdat gibi nefer-i hakâyık olalım

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Âh, görüyorsunuz ya; bitmiyor sözler

Bu gözler kaç on yıldır izzeti gözler

Milletim özündeki güzeli özler

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Söz artık dostlar, sözüm bitecek;

Hak pâyidâr, bâtıl mutlak gidecek!

Verdiğin güzel oylar buna yetecek!

Bunu bil de reyi ona göre ver!?...

 

Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi

22 Ekim 2015

SEÇİM-NÂME

Bayram gitti şimdi seyran başladı

Partiler yarışta; hadi, ha gayret!

Ak Parti en başta, sonra CHP;

Seçim zamânıdır; hengâmı seyr’et!

 

MeHaPe üçüncü; 1’in peşinde!

Ak Parti sayının beş’te beşinde!

Diğerleri barajlarda uğraşır;

Vekillik vekâlet, yalnız düşünde!

 

CeHaPe, 2’yi tekrar alır mı?

Yeni liste eskisini bulur mu?

1 Kasım ap-ayrı anlam taşırken

Seçmen, 7 Hazîran’da kalır mı?!

 

Yeni seçim, yeni liste, yeni yüz;

Metin Gündoğdu’yu işte görünüz!

Hareket’te, hareket baştan başa;

Onur Şahin önde, hareket gürbüz!

 

Ergün Taşçı, Mustafa Adıgüzel;

İki rakip; tam bu seçime özel!...

Biri giderse, biri kalır mutlak;

Kazanır; kim iyi çekerse gazel!...

 

Gel görelim, her ikisi de sessiz!

İnsanlar kulak vermeli nefessiz!

Yanlar-yönler dolmalı hep dostlarla;

Meydanlar ses vermez zîrâ; kimsesiz!

 

Onur Şahin, ben de varım diyecek?

Eski hâl muhâldir; bu da bir gerçek!

7 Hazîran’da belkiydi ama;

Seçmen, bu defâ, biraz titreyecek!

 

Kendine, yâni, gerçeğe dönecek!

Hamâsî sözlerin şavkı sönecek!...

Bizimkisi sâde bir tahmin dostlar;

Meçhûl; halk hangi trene binecek?

 

Beş’te beştir, Dört’te bir, Üç’te iki;

Üç, Bir, Bir dâhî olabilir belki!

Biz ne desek yalan şimdi buradan;

Baş üstüne, halkın reyi tabî ki!...

 

Nûrânî yazıyor, sürece katkı;

Konuşayım dese tutulur nutku!

Hayırlı olsun; Ordu, hem yurduma

İnsanlar şen olsun, hem daha mutlu…

 

Kırmayalım kimseyi bu süreçte

Yakışmaz asâletimize hiç te!

Değmez politika, ya her ne sebep;

Hem ülkemiz, hassas bir dönemeçte!

 

Dostlar; sözümüz, şimdilik bu kadar;

Hakk'ın takdîriyle; halktadır karar...

Millet, hem memleket, ve de ümmetin;

Selâmeti için dâim duâlar...

 

5 Ekim 2015   haberordu.com  

 

 


Toplam 5 Blog, 1 Sayfada Gösterilmektedir.
[1]

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
POPÜLER MASONLAR ORDUDA (6131)
AKROSTİŞ YAZILARI (5019)
FOTOĞRAF-NÂME (4707)
EYMÜR-NÂME 1 (4198)
EYMÜR-NÂME 3 (4170)
EYMÜR-NÂME 2 (3979)
MODA-NÂME (3973)
Nûri KAHRAMAN (3614)
Bedford-nâme (3527)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (3514)
ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂNÂ.. (1)
CHP-NÂME (1)
GACAROĞLU AHMET EFENDİ (1876-1962) (1)
FOTOĞRAF-NÂME (4)
37 YIL ÖNCESİ, KÖYDE BU GÜN.. (1)
NASIL BİR İL BAŞKANI? (1)
ERKAN TEMİZ BEYİN TELEFONU (1)
BİZ DE İMAM-HATİPLİYİZ Sn. ADİL AKYURT (1)
MODA-NÂME (3)
AKROSTİŞ YAZILARI (4)
 

Www.GirdapTasarim.Com Tarafından Hazırlanmıştır...